Hitit Üniversitesi Teknik Bilimler ve Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulları Konferans Salonu’nda Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürü Yrd. Doç. Dr. Zekeriya IŞIK ’ın konuşmacı olarak katıldığı, Çanakkale Deniz Zaferi ve Şehitleri Anma töreni için “Şühedanın İzinde Işığa Giden Yol” konulu konferans düzenlendi. Programa Hitit Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürümüz Prof. Dr. Menderes SUİÇMEZ, Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürümüz Yrd. Doç. Dr. Zekeriya IŞIK, Öğretim Elemanlarımız ve öğrencilerimiz katılmışlardır.
Açılış konuşmasına, ‘BARBARLIĞA VE VAHŞİLİĞE KARŞI ÇANAKKALE’ ile başlayan, Prof. Dr. Menderes SUİÇMEZ;
Sızlasa da Gönüller Gidenlerin Yasından
Koşar Adım Gitmeli Onların Arkasından
Kahramanlık, Kahramanlık İçerek Acı Ölüm Tasından
İleriye Atılıp Bir Daha Dönmemektir.
Bugün burada bir daha dönmemek üzere gidenleri, Vatanımıza namert ’in namahrem elinin değmemesi için şehit olanları, Anadolu ’nun Türk yurdu olarak kalmasını sağlayanları, Tarihin yazdığı en gerçek en şerefli kahramanlarını yâd etmek üzere, Çanakkale şehitlerimizi hatırlamak üzere bir aradayız. 101 yıl önce yüzbinlerce vatan evladı, bu vatanın bedelini ödemek üzere Çanakkale’ye çağırıldı. Neredeyse hemen hepsi ‘ŞEHİT’ oldu. “Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum” diyen kahraman komutanları Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ’e tam teslimiyet gösterdiler. Bu şerefli, bu kutsal mücadele herhangi bir savaş değildi. Bu mücadele, bu coğrafyayı vatan yapmak için Şüheda kanı ile yoğurmaktı. Türkleri bu vatan toprağından atmak için bir araya gelmiş sözde medeni özde barbarlığın ve vahşiliğin zirve yaptığı milletlerin bir araya gelmesinden oluşan ordular zamanın en ileri teknolojisini kullanarak küçük bir yarımadaya saldırdılar ve bu sayede de tüm Anadolu ’yu işgal edeceklerini sandılar.
Ancak karşılarında bulunan Millet, Vatan ’ın ne anlama geldiğini iyi bilen bir milletti. Peygamber Efendimizin (SAV) övgüsüne nail olan bir milletti. Peki, vatan nedir? Vatan, sınırları çizilmiş bir coğrafya parçası değildir. Vatan, isimlerimizin Ayşe, Fatma, Mustafa, Oğuz ve Muhammed olarak belirleyebilme özgürlüğüne sahip olmaktır. Vatan, o coğrafya parçasının kanla yoğrulması, onun uğruna şehit olunması, onun üzerinde yaşayanların Milletinin ilelebet var olması için ölüme atılması ile oluşan kutsal coğrafyadır. Yani bu coğrafyanın vatan yapılması için bedeli bu şekilde ödenmiştir. Bu bedeli öderken de ister Hristiyan olsun ister Musevi isterse de putperest, Allah ’ın yarattığı en Mütekâmil bir varlık olarak kabul ettiği İnsana saygıyı asla unutmayan bir kahramanlığa sahip millettir benim milletim. Savaş anında yaralanan düşman askerini sırtlayıp düşman mevziine kadar götüren ve daha sonra kendi mevziine dönen asil bir millet.
Bu vatan uğrunda canlarını feda eden aziz şehitlerimizi saygı, minnet ve hürmetle yâd eder, Yüce Allah’tan rahmet dilerim. Kabirleri nur mekânları Cennet olsun… sözleri ile tamamladı.
Açılış konuşmasının ardından “Şühedanın İzinde Işığa Giden Yol” isimli konferansı veren Yrd. Doç. Dr. Zekeriya IŞIK, konuşmasında;
Devlet olmanın, büyük bir medeniyet ve kültür dünyası inşa etmekle mümkün olabileceğini yaşadığı acı tecrübelerle canlar vererek, bedeller ödeyerek mümkün olacağına dikkat çektiler. Bütün mesele bitmek tükenmek bilmeyen bir hazine olan bu medeniyeti yok etmektir. “Ey, meçhul mezarlarda koyun koyuna yatan, kemikleri bir birine geçmiş Türklerin, Kürtlerin, Arapların, Çerkezlerin torunları, bu topraklarda bir birine kurşun sıkmak, ne bela iştir. Bu memleketin şehit torunu mazlumuna, kamu malına zarar vermek ihanet değil de ya nedir? Bu memlekette mesleğini hakkıyla icra etmemek, tembellik etmek, hem yerin altındakilere hem de yerin üstündekilere karşı büyük bir vebaldir.” sözleri ile bitirdi.
Anma programı Yüksekokul Akademik Personeli ve öğrenciler tarafından ilgiyle takip edilmiştir.